Türklerin Anadolu’ya girişlerinden itibaren bıraktıkları en önemli mimari hatıraların başında hayrat yapılarının hazirelerinde kalan kabirler ve mezar taşları ile şehrin, kasabanın, hatta köyün umumi mezarlığındaki kabirler ve bunların baş şahideleri gelir.
Üzücü olan şu ki, bazı cami veyahut hayrat hazireleri çeşitli sebeplerle boşaltılarak mezar taşları sökülmüş, tahrip edilmiş veya kırılarak inşaatlarda kullanılmıştır. Büyük kabristanlardaki mezar taşı katliamı ise çok daha geniş ölçüde gerçekleşmiştir. Bir hazirede başta o hayratı yaptıran kişi, hatta onun aile mensupları olmak üzere bir veya birkaç mezar taşı bulunabilir. Yani bir kabristanın tahrip edilmesi, birkaç yüzyıllık tarihin yok edilmesi anlamına gelir.
Bu hususta dikkatimizi çeken bazı örnekleri hatırlayalım.
Üsküdar’da çarşı kısmının bitiminden sonra yukarıya doğru uzanan Doğancılar yokuşunun sol tarafında Süleyman Paşa Camii adıyla tanınan, fazla gösterişli olmayan, üzeri çatıyla örtülü bir eser vardı. Bu caminin etrafındaki boş arazide hayli mezar taşı mevcuttu. 20-30 yıl kadar önce cami büyük ölçüde tamir edildi; ama bu arada etrafındaki hazirenin taşları da yerlerinden sökülerek yok oldu gitti.