KAPAK DOSYASI: OSMANLI’YI YIKAN CEPHE FİLİSTİN HEZİMETİ

YAZARLARIMIZ

BAŞKA NELER VAR?

SELÇUKLU’NUN AFFETTİĞİ 3 BİN HAÇLI NASIL MÜSLÜMAN OLDU? Avrupa devletleri Papa II. Urban’ın tahrikiyle 11. yüzyılın sonlarına doğru “Kudüs’ü kurtarmak” adına Selçukluları Anadolu’dan atmak ve Ortadoğu’yu ele geçirmek için “Haçlı Seferleri” adı verilen siyasî amaçlı askerî seferler düzenlediler. İslam dünyasına Anadolu üzerinden geçerek saldırmayı planlayan Haçlı orduları önce Selçuklularla karşı karşıya geldiler. Haçlıların öncü kuvvetleri Türkiye Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan tarafından İznik yakınındaki Drakon vadisinde mağlup edildi. MUHARREM KESİK

SELÇUKLU’NUN AFFETTİĞİ 3 BİN HAÇLI NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

İSTANBUL’UN MAKİNE FAYTONLARI TRAMVAYLAR İstanbul geniş bir sahaya yayıldığından şehir içinde bir yerden bir yere gitmek için çareler aranmıştır. Çözüm olarak deniz yolu kullanılmış Haliç’te, Boğaz’da Avrupa ve Asya yakaları arasına vapur seferleri konulmuştu. İstanbul’un sokakları içinde herhangi bir vasıta işlediğine dair bir bilgi yoktur. Buralarda yaşayanlar at arabalarıyla, birçokları da hayvanlarına binerek evlerine ulaşıyorlardı. 19. asırda bazı yolların “Arnavut kaldırımı” tabir edilen taşlarla döşenmesi düşünülmüş ve uygulamaya da geçirilmişti. SEMAVİ EYİCE

İSTANBUL’UN MAKİNE FAYTONLARI TRAMVAYLAR

“POPÜLER TARİHÇİLİK KALABALIKLARIN TARİHLE İRTİBAT KURMASININ EN SIHHATLİ YOLUDUR” Dergimizin sürekli yazarlarından Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Kara çalışmalarını Türk-İslam düşüncesi tarihi alanına teksif etmiş bir isim. Prof. Kara ile hayatını, yetiştiği çevreyi, eserlerini ve Türkiye’de popüler tarihçiliğin seyrini konuştuk. RÖPORTAJ: HALİL SOLAK

“POPÜLER TARİHÇİLİK KALABALIKLARIN TARİHLE İRTİBAT KURMASININ EN SIHHATLİ YOLUDUR”

ECZACININ DEVÂSI VAR MI? “Ne ararsan bulunur derde devâdan gayri.” Siz eczacı olsanız, böyle bir levha asar mısınız dükkânınıza? Ben rastlamadım! Fakat tabiplerle eczacıların ortak bir bercestesi vardır, ona eczahane veya hastahane, birçok yerde tesadüf ettim: “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi!” Bu bercesteyi Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın söylediği birçoğumuza pek inandırıcı gelmez. Fakat hakikattir. Tabiî önce bir mısra daha var: “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi…” D. MEHMET DOĞAN

ECZACININ DEVÂSI VAR MI?

GEMİLERİ YAKARAK TERİHE GEÇEN KOMUTAN TARIK BİN ZİYAD Gemileri yaktı, evet. Fakat o sarsılmaz iradesi, benzersiz komuta kabiliyeti ve karşı durulmaz ikna yeteneği karşısında gemiler yanmasaydı da tek bir askerinin bile geri dönmek geçmezdi aklından. İslam medeniyetini Avrupa’ya taşıyan Endülüs fatihi Tarık bin Ziyad’dan bahsediyoruz. O sadece İber Yarımadası’nın fethini başlatan 14 asır öncesinin cevval komutanı değil, zafere mani olacak tüm delikleri tıkayarak kayıtsız şartsız başarının tohumlarını yüreklere eken bütün zamanların örnek lideriydi. AHMET AĞIRAKÇA

GEMİLERİ YAKARAK TERİHE GEÇEN KOMUTAN TARIK BİN ZİYAD

SARAYBOSNA’NIN YİĞİTLERİNİ SEVDALİNKALAR ASKER ETTİ Osmanlı topraklarına Fatih Sultan Mehmed döneminde katılan Bosna-Hersek, uzun yıllar Avusturya-Macaristan topraklarına yapılan akınlarda önemli bir harekât üssü olarak stratejik bir konuma sahipti. Üstelik cengaverliğiyle meşhur Saraybosna halkı devlete sonuna kadar bağlıydı. Önceleri eyalet, sonra vilayet statüsünde yönetilen Bosna-Hersek’te II. Mahmud devrinden itibaren merkezî idare ile problemler baş göstermeye başladı. Yerel yöneticiler olan kaptanların isyanları devleti uzun müddet uğraştırdı. H. YILDIRIM AĞANOĞLU

SARAYBOSNA’NIN YİĞİTLERİNİ SEVDALİNKALAR ASKER ETTİ

‘MEDED MEDED BU CİHANIN YIKILDI BİR YANI…’ Osmanlı tarihinde pek çok hanedan içi öldürme vakası yaşandığı halde Kanuni’nin oğlu Mustafa’yı öldürtmesi hem kendi çağındaki hem de bugün yaşayan insanları hüzünlendirmektedir. Ancak bu çok merak edilen hadisenin pek bilinmeyen yönleri de vardır. Bunlar bilinmeden yanlış değerlendirmelerin tuzağına düşmek kaçınılmaz olmaktadır.Saltanat veraseti, yani kimin tahta geçeceği kanunu olmadığından Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarından itibaren cüluslar hep olaylı olmuştur. ABDÜLKADİR ÖZCAN

‘MEDED MEDED BU CİHANIN YIKILDI BİR YANI…’

GAZELLERİN ISLANDIĞI AY: EKİM Yağmurun habercisi Roma takviminin Octobar’ı, Rumî takvimin Teşrinievvel’i, Miladi takvimin Ekim’idir kapımızda bekleyen. Roma şehrinin kurucusu Kral Romulus tarafından MÖ 738’de hazırlattırılan takvimde bu aya sırasından dolayı Latincede sekiz anlamına gelen ‘octo’ kelimesinden türeyen ‘October’ ismi verilmişti. Romulus’tan sonra tahta geçen Numa, gün eksikliği nedeniyle takvime iki ay daha (Ocak ve Şubat) eklemişti. Ayrıca MÖ 40’larda yapılan bir düzenlemeyle yılbaşı Mart’tan Ocak’a çekilmiş, sekizinci ay olan Eylül onuncu sıraya gerilemiş ancak adı değişmemişti. AYŞENUR ERDOĞAN

GAZELLERİN ISLANDIĞI AY: EKİM

NEFİSLERİN KURBAN EDİLDİĞİ AY ZİLHİCCE Sözlükte zülhacce veya zülhicce gibi adlarla da anılan Zilhicce “Hac ayı” anlamına gelir. Dört haram aydan biridir. Diğer hicrî aylarda olduğu gibi Arab-ı Müsta’ribe döneminde bu şekilde anılmaya başlanır. Haram aylar arasında olması savaşlarla değil, şenliklerle anılmasını sağlamıştır. Hac mevsimi geldiği vakit Araplar arasında panayır ve fuarlar düzenlenirdi. Bunların en büyükleri Ukaz olmakla beraber Mecenne ve Zülcemâz da büyüklerindendi. Bu dönemde şiirler Kâbe duvarlarını süsler, ticaret canlanırdı. Zilhicce’nin 1’i ile 8’i arasında Arafat yakınında kurulan Zülcemâz bunların sonuncusuydu. HAVVA ÖNALAN

NEFİSLERİN KURBAN EDİLDİĞİ AY ZİLHİCCE

OPERAYLA DENİZE İNDİRİLEN BUHARLI OSMANLI GEMİLERİ İstanbul 5. Uluslararası Opera Festivali’ne evsahipliği yaparken, Rossini’nin Fatih Sultan Mehmed ve Mozart’ın Saraydan Kız Kaçırma operaları görkemli boyutlarda tarihî mekânlarda sahnelenirken, başta Sultan II. Mahmud ve oğlu Sultan Abdülmecid olmak üzere 19. yüzyıl Osmanlı padişahlarının bu önemli Avrupa sanatının ülkemiz topraklarında filizlenme ve kurumsallaşmaya doğru benimsenmesinde oynamış oldukları rol kesinlikle yadsınamaz. EMRE ARACI

OPERAYLA DENİZE İNDİRİLEN BUHARLI OSMANLI GEMİLERİ

PANTOLONUN TARİHÎ KOŞUSU Uzun ve yokuşlu yolların bacaklara sürat, ayaklara rahatlık bahşeden yareni pantolon hangi yolları adımladı ve bugüne, dolabımızın başköşesine ulaştı, merak ettik... En çok buna şaşırdım: Meğer pantolonun isim babası 4. yüzyılda öldürülen Hıristiyan hekim Aziz Pantaleone değil miymiş? Bu zât Hıristiyanlarca o kadar kutsal addolunmuş ki, yıllar yılı Venedik’in koruyucusu olarak nam salmış. Bununla da kalmayıp hâlâ kurumadığına inanılan kanını Ravello’da kutsal bir emanet gibi sakladıkları dilden dile dolaşır. ŞEYMA AYDIN

PANTOLONUN TARİHÎ KOŞUSU

“İŞİMİZ, RESMÎ TARİHİN HALININ ALTINA SÜPÜRDÜKLERİYLE” Yakın tarih üzerine yaptığı iddialı çalışmalarla tanınan Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cemil Koçak ile son kitabı Resmî Tarihe Meydan Okuyorum üzerine konuştuk. Koçak bize yeni yeni filizlenen gerçekçi tarih algısının nasıl geliştiğini ve bu algının inşası sırasında ne gibi zorluklarla karşılaştığını anlattı. RÖPORTAJ: HALİD KANDEMİR

“İŞİMİZ, RESMÎ TARİHİN HALININ ALTINA SÜPÜRDÜKLERİYLE”

GALATASARAY LİSESİ’NE PAPA NEDEN İTİRAZ ETMİŞTİ? Osmanlı’da 19. asırdan itibaren geleneksel eğitim kurumları yanında Avrupaî tarzda eğitim veren okulların sayısı artmıştı. Ancak Osmanlılar bu kurumları devşirirken onlara kendi ruhlarını da katmayı bilmişlerdi. Bunun güzel örneklerinden biri Galatasaray Lisesi, o zamanki adıyla Mekteb-i Sultanî. Osmanlı devlet adamlarının girişimi ve Fransa’nın teşvikiyle 1867’de yeni bir lisenin açılmasına karar verilir. AYŞENUR ERDOĞAN

GALATASARAY LİSESİ’NE PAPA NEDEN İTİRAZ ETMİŞTİ?

TÜRK TARİHİNİN KİLİT TAŞI: ALP ARSLAN Ekim, Cumhuriyet’in kuruluş ayıdır. Kutlu olsun. Cumhuriyet ile demokrasi sık kullanılmalarına rağmen çok karıştırılan, manaları birbirine taşırılan kavramlardır. Benim kızım Down Sendromlu. Yurttaşlık Bilgisi dersinde bunları ona nasıl anlatayım diye düşünürken aklıma geldi ve şöyle dedim: “Cumhuriyet, mesela, sınıf mümessilinizi sınıfça seçmeniz, demokrasiyse onu seçtikten sonra eleştirebilmenizdir.” Tarihin bir hanedan(lar) resmigeçidi olması, her ne kadar televizyon dizilerine malzeme olsa da, halkları pek mutlu etmemiş. Sizi yöneteni seçebilmek bence önemlidir. MİM KEMÂL ÖKE

TÜRK TARİHİNİN KİLİT TAŞI: ALP ARSLAN

“AKİF’İN PARÇALANMIŞ MEKTUBUNU BİRLEŞTİRDİM” Gazete ve dergilerde rastladığımız Mehmed Akif fotoğraf larının altında ismini sıkça gördüğümüz Mehmet Rüyan Soydan gözden ırak olmayı tercih eden değerlerimizden. 1963 Maraş-Elbistan doğumlu Soydan, Gazi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra 10 yıl kadar Maliye Bakanlığı’nda çalışmış, devamında yeminli müşavirliğe geçmiş. Mehmed Akif hakkında müze açabilecek zenginlikte bir koleksiyona sahip Soydan’la serüveni, projeleri ve elbette babası gibi sevdiği Akif üzerine konuştuk. RÖPORTAJ: AYŞENUR ERDOĞAN

“AKİF’İN PARÇALANMIŞ MEKTUBUNU BİRLEŞTİRDİM”

DERİN TARİH TWİTTER'DA