KAPAK DOSYASI: SULTAN ABDÜLAZİZ CİNAYETİ

ÖZEL DOSYA

YAZARLARIMIZ

Sultan Abdülaziz’e karşı darbeyi İngilizler mi yaptırdı? Bu soru bazı mahfillerde hep konuşulur ama nedense belli yerlerde takılır kalır. Oysa dünya şartlarını göz önünde bulunduran global bir bakış, bize farklı okuma imkânları sunar. Abdülaziz’den sonra tahta çıkan Sultan V. Murad ile iki kardeşinin Mason yapılması, meselenin bir boyutu.

SULTAN ABDÜLAZİZ’İ İNGİLİZLER ÖLDÜRTTÜ

Tarihteki siyasî rekabet ve çekişmelerin araçlarından biridir “darbeler”. Bu sadece bize has değil. Her devirde, dünyanın her tarafında icra edilen siyasî bir yöntem. Fakat zaman ve mekâna göre yöntem ve araçları değişir. Bir liderin suikastle ortadan kaldırılması da darbedir, kasetle devre dışı bırakılması da…

CUNTANIN SİNSİ PLANI

Tarihçiliğimizin Osmanlı Batılılaşmasını “modern, laik Türkiye’nin doğuşu”nu hazırlayan bir dönüşüm olarak kavramsallaştırması, pek çok konunun ele alınış biçim ve tarihselleştirmesini derinden etkilemektedir. Benzer şekilde Osmanlı siyasal muhalefet hareketlerinin “saltanattan millî hakimiyete geçiş”i hazırlayan aşamalar biçiminde kavramsallaştırılması, ...

KULELİ VAKASI’INDAN “YENİ OSMANLILARA MUHAFAZAKAR TEPKİ”

Tarihî şehirlerimizi kim tahrip etti, yeni kentlerimizi kimler bu ölçüde biçimsiz ve zevksiz hale getirdi sorusuna kimse ben/biz diye cevap vermeyecek, bunu biliyoruz. Hatta geçmişte ve şimdi bu konuda bilerek ağır suç işleyenleri, ihmalkârları sorgulamaya teşebbüs ederseniz, “biz bu şehirleri imar ettik, yaşanılır hale getirdik, Avrupa ayarında modern kentler seviyesine ...

ŞEHİRLERİMİZİ KİM TAHRİP ETTİ, TATLI SU KAYNAKLARIMIZI KİM KURUTTU?

BAŞKA NELER VAR?

SULTANIN İTİBARI GARİBANIN YOLDAŞI Ziya Paşa Terkib-i Bend’inde “Seyretti hevâ üzre denir taht-ı Süleyman / Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde” der. Hz. Süleyman’ın semada uçabilen muazzam tahtının dahi fani dünyaya yâr olmadığını söyler ustalıkla. Taht göklerden yeryüzüne indiğinde kendini insanoğlunun itibar ve mevki sevdasına mündemiç halde bulur. Siyasette “koltuk” (Eski Türklerde olturuk), akademide “kürsü” (İngilizce chair-man) suretine bürünür. ŞEYMA AYDIN

SULTANIN İTİBARI GARİBANIN YOLDAŞI

BİR MAKAMIN PEŞİNDE Beklenmedik bir zamanda kulağınıza çalınan bir türkü bir anda sizi alır, bütün çevre bağlarınızdan koparır ve başka âlemlere götürür. Çın sabahta, uçsuz bucaksız bozkırın orta yerinde, dere kenarındaki ağaçları altınlaştıran güneşin gölgesini yaydığı engin ufuklarda mahiyeti meçhul kuşlar gibi kanat çırpan bir ses: Söğüdün yaprağı nârindir nârin / İçerim yanıyor dışarım serin... MEHMET DOĞAN

BİR MAKAMIN PEŞİNDE

İSTANBUL’UN MEKÂNSIZ SAKİNLERİ İstanbul sokaklarında başıboş dolaşan köpekler Osmanlı döneminde oldukça meşhurdu. Kendi aralarında mahalleleri ve sokakları paylaştıkları dahi söylenirdi. Bir sokağın köpekleri diğer sokağa gidip yerleşemezdi. Yabancılar tarafından İstanbul hakkında yazılan kitaplarda şehrin iç sokaklarına girmeyi tasarlayan yabancıların köpeklere dikkat etmeleri gerektiği bilhassa belirtilir, bu hususta uyarılırlardı. SEMAVİ EYİCE

İSTANBUL’UN MEKÂNSIZ SAKİNLERİ

FATİH’İN TABLOSUNDA MEĞER NELER VARMIŞ! Gentile Bellini’nin Londra’daki National Gallery’de muhafaza edilen Fatih Sultan Mehmed’i resmettiği portresini anlayabilmek için bu resmin bir İtalyan sanatçı tarafından yapıldığını ve sembolizm tutkunu Osmanlı hanedanı tarafından sipariş edildiğini göz önünde tutmak gerekir. Aynı zamanda bu hanedanın İtalya’yı fethetmenin eşiğinde olduğu ve kendisini Asya ile Avrupa’nın efendisi olarak takdim etme isteği de hatırlanmalıdır. MARIA PIA FEDANİ FABRIS

FATİH’İN TABLOSUNDA MEĞER NELER VARMIŞ!

İZMİR’İN İŞGALİNDE GERÇEK KAHRAMAN HASAN TAHSİN DEĞİL, SÜLEYMAN FETHİ BEY’DİR İzmir’i işgal eden Yunanlara ilk mukavemeti kim gösterdi desek, resmî eğitimden geçen hemen herkesin cevabı Hasan Tahsin olacaktır. Oysa 70’li yıllara kadar Hasan Tahsin ismi bile bilinmiyordu. 1970’lerde yapılan bir algı operasyonuyla “ilk kurşunu atan gazeteci” imajı topluma sunuldu. Bu imajın gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. İ.GÖKSEL BAYKAN

İZMİR’İN İŞGALİNDE GERÇEK KAHRAMAN HASAN TAHSİN DEĞİL, SÜLEYMAN FETHİ BEY’DİR

MİLLİ MÜCADELE KARARINI ALANLAR İTTİHAT VE TERAKKİ LİDERLERİYDİ Neden tarihçi olmayı seçtiniz? Lisede tarihe merakım vardı. Tabii bunda lise öğretmenimin etkisi büyüktü. Belki okuduğum kitaplar da bu eğilimime yön vermiş olabilir. Son sınıfta tez yazmamız gerekiyordu, o zaman Ortadoğu tarihine yöneldim. O yalnız yürüdü, yalnız öldü ve yalnız dirilecek ERİK JAN ZÜRCHER

MİLLİ MÜCADELE KARARINI ALANLAR İTTİHAT VE TERAKKİ LİDERLERİYDİ

O YALNIZ YÜRÜDÜ, YALNIZ ÖLDÜ VE YALNIZ DİRİLECEK: EBU ZER Sen yalnız olarak yürürsün, yalnız olarak ölürsün ve yalnız olarak diriltilirsin!” hitabına mazhar olan bir Peygamber dostuydu. Cahiliye döneminde dahi tek ilaha iman eden, Müslümanların en zor günlerinde İslamı seçen haniflerden biriydi. Adı: Ebu Zer Gifarî. Asıl adı Cündeb b. Cünâde olan Ebu Zer gerek hayatı, gerekse sözünü sakınmayan iddialı çizgisiyle farklı bir portre çizmiştir. Kanaatkârlığı, dünyaya dalmış olanlara mesafeli duruşu onu çoğu çağdaşlarından ayırmış ve 21. yüzyılda dahi insanları etkileyen müstesna bir şahsiyete dönüştürmüştür. ADNAN DEMİRCAN

O YALNIZ YÜRÜDÜ, YALNIZ ÖLDÜ VE YALNIZ DİRİLECEK: EBU ZER

CENGİZ HAN BUHARA’YA MERHAMET ETTİ Mİ? Dünyanın en zalim hükümdarlarından biri olarak tarihe geçen Cengiz Han, dünyanın en kanlı ordusuyla Buhara önlerine gelmişti. Karşılarına çıkan her şehri, her kaleyi yaka yıka, ocakları söndüre söndüre yürümüş, nihayet Buhara surlarına dayanmışlardı. Şehir halkı kararsızdı. 1220’de korkunç bir kâbus yaşıyorlardı. Halk surlara tırmanıp karınca sürüsü gibi kaynaşan ve harp çığlıkları atan Moğol ordusunu korkuyla seyrediyordu. “Bu acımasız, ilkesiz ordu ile başa çıkılmaz” diyorlardı. YAVUZ BAHADIROĞLU

CENGİZ HAN BUHARA’YA MERHAMET ETTİ Mİ?

AKİF’İN TORUNU ATA TOPRAKLARINDA 160 YILLIK HASRETİN SONU Yaklaşık 4 yıldır Mehmed Akif Ersoy’un ailesiyle Üstad adına tertip edilen konferanslara gidiyoruz. Ülkemizde 45 vilayette 60’tan fazla konferans verdik. Hamdolsun “Akif’in torunu geliyor!” diye şehirlerde yapılan anonslar ve afişler gördük ama bizi daha da sevindiren, salonları dolduran “Asım’ın nesli”ydi. Bir inanç ve dava adamı olan Akif, bugünleri bir uyanış sahnesi olarak tasvir etmiş, gençliğe de adını vererek “Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek / İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek” diye görevini emanet etmişti. FATİH BAYHAN

AKİF’İN TORUNU ATA TOPRAKLARINDA 160 YILLIK HASRETİN SONU

DERİN TARİH TWİTTER'DA