KAPAK DOSYASI: “OSMANLI’YI MASONLAR YIKTI”

KÂZIM KARABEKİR PAŞA OSMANLI’YI YIKAN MASONİK OYUNU DEŞİFRE EDİYOR 17. asırdan beri Masonluğun maksadı ve teşkilatı tamamı ile değişmişti. Buna sebep müterakki (gelişmiş) devletlerin müstemlekecilik (sömürgecilik) siyasetlerine atılmış olmaları idi. İşgal olunan yerleri az kuvvetle elde tutabilmek ve müstemleke olmağa istidadı olan (yatkın) başka yerleri kolayca işgal edebilmek için Masonluğun ilmî ve insanî gibi gösterilen şiarını (ilkesini) bir maske olarak kullanmayı pek faydalı bulmuşlardı. Meselâ İngilizler; Hindistan’a ayak basar basmaz oradaki hükümdar, Raca, prens… gibi ileri gelenleri Masonluk teşkilatına aldılar. Her tarafta açtırdıkları mükellef ve her türlü konforu havi (olan) localarda bu zatlara büyük itibarlar ve menfaatler göstererek kendilerini İngiliz mütefekkirleri ve siyaset adamları arasında ehemmiyetli mevki sahibi yaptılar.

KÂZIM KARABEKİR PAŞA OSMANLI’YI YIKAN MASONİK OYUNU DEŞİFRE EDİYOR

MASON ŞEYHÜLİSLAM: MUSA KÂZIM EFENDİ 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanıyla yaptıkları hazırlıklar doğrultusunda bir süre sessiz sedasız iktidarı paylaşan Masonlar, askerî ve siyasî başarısızlıklar arttıkça kamuoyu tarafından eleştirilmeye ve giderek karar mekanizmalarından tasfiye edilmeye başlanacaktır. Başlangıçtaki sürur ve memnuniyet 1. Dünya Savaşı’na doğru gidilirken yerini kriz ve belirsizliğe bırakmıştır zaten. Bu belirsizliğin ancak “laik” Cumhuriyet’in kurulmasıyla giderilebildiğini Masonik kaynaklar kadar 1923-24 döneminde serbestçe açılma ve devletlular katında yeniden örgütlenebilme, yayılma imkânını bulan Mason localarının aleni faaliyetleri de açıkça ortaya koymaktadır. MUSTAFA ARMAĞAN

MASON ŞEYHÜLİSLAM: MUSA KÂZIM EFENDİ

MUSTAFA KEMAL MASONLUĞA SADIK KALMAMIŞ MIYDI? Mustafa Kemal hayatında hiçbir suret ve vesile ile bir Mason locasına girmemiştir ve Farmason olmamıştır!” Bu sözler, “Tek Adam”ın, İngiliz müellifi Armstrong’un Bozkurt Mustafa Kemal isimli kitabındaki kendince mühim addettiği iddialarına, kalemşörlerinden Necmeddin Sadık’a (Sadak) dikte ederek verdiği cevaplarda geçiyor. Armstrong, Fethi Okyar benzeri zabit arkadaşları gibi “Bozkurt”un da Farmason olduğunu, “Vedata” Locasına intisab ettiğini iddia ediyor, “Bozkurt” da, müellifin bu iddiasını pek haşin bir üslupla tekzip ediyor (Akşam, 11 Aralık 1932). “Konuşmalar daha da kötüleyici bir hal alınca, Atatürk elini masaya vurarak konuşmacıları susturdu. Sonra, hiç kimsenin beklemediği, herkesi şaşkınlık içinde bırakan şu konuşmayı yaptı: ‘- Bir zamanlar ben de Mason olmuştum’.” YESEVİZÂDE ALPARSLAN YASA

MUSTAFA KEMAL MASONLUĞA SADIK KALMAMIŞ MIYDI?

JÖN TÜRKLÜK VE SİYASAL MASONLUK Jön Türklük ile siyasal Masonluk arasındaki ilişki popüler tarihçiliğin önemli konularından biridir. Konu ele alınırken genellikle duygusal yaklaşımlar çerçevesinde bir belirleyicilik ilişkisi kurulmakta ve Jön Türklük ile bu hareketin en önemli siyasal örgütlenmesi olan Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin perde arkasından “Masonlar tarafından yönlendirildiği” ileri sürülmektedir.Bu yaklaşım sadece çok yönlü ve çetrefil bir ilişkiyi basit bir “perde arkasından yönlendirme”ye indirgemekle kalmamakta, yanı sıra Jön Türklük genişliğindeki bir hareket ve Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti karmaşıklığındaki bir örgütlenmeyi de basit bir “komplo” kuramı yardımıyla açıklamaktadır. M. ŞÜKRÜ HANİOĞLU

JÖN TÜRKLÜK VE SİYASAL MASONLUK

YAZARLARIMIZ

BAŞKA NELER VAR?

27 MAYIS DARBESİNDEN 1695 SEÇİMLERİNE DP’NİN MİRASÇILARI İKTİDARA TEKRAR NASIL YÜRÜDÜ? 27 Mayıs 1960 darbesi Türkiye’nin siyasî hayatını temelden sarsmıştı. Türkiye’yi 1950-60 arasında tek başına yöneten Demokrat Parti (DP) kapatılmış, yöneticileri ve milletvekilleri cezalara çarptırıldığı gibi siyaset yapmaları da yasaklanmıştı. 1957 seçiminde oyların neredeyse yarısını alan iktidar partisinin dışarıdan müdahaleyle ortadan kaldırılması, elbette o partinin gerçekten ortadan kalktığı anlamına gelmiyordu. AHMET DEMİREL

27 MAYIS DARBESİNDEN 1695 SEÇİMLERİNE DP’NİN MİRASÇILARI İKTİDARA TEKRAR NASIL YÜRÜDÜ?

HOCALARIN HOCASI KEMAL KARPAT: “İNÖNÜ TOPLUMUN GELİŞMESİNİ YAVAŞLATTI” Prof. Dr. Kemal Karpat Balkanlardaki Osmanlı mirasından Ortadoğu’ya, nüfus çalışmalarından dış politika tarihine, Osmanlı’da hoşgörüden etnik yapılanmaya kadar geniş bir alanda yorulmak bilmeden çalışıyor. Karpat hoca ile İstanbul’a gelişlerinden birinde modernleşme serüvenimizi ve demokrasiye giden karmaşık yolu konuştuk. Osmanlı modernleşmesini nasıl yorumluyorsunuz? Burada iki kavram var: Biri modernleşme, diğeri değişme. KONUŞAN: HALİL SOLAK

HOCALARIN HOCASI KEMAL KARPAT: “İNÖNÜ TOPLUMUN GELİŞMESİNİ YAVAŞLATTI”

PAPA’NIN ÜLKESİ ARJANTİN’DE TEK BİR YERLİ YOK; ÇÜNKÜ… Papa Francis kısa bir süre önce, şüphesiz iyi niyetle, 1915 “Ermeni Soykırımı”ndan söz ederek Türkleri rencide etti. Bu biraz şaşırtıcıydı, çünkü Vatikan geleneksel olarak Türkiye ile Protestanlara nazaran daha yakın ilişkiler kurmuştu ve her halükârda Papa’nın Vatikan arşivlerinden bilmesi gerekiyordu ki, Osmanlı döneminde Müslümanlar Hıristiyanlara ne yaptıysa bunun aynısı, hatta daha kötüsü geçtiğimiz yıllarda Hıristiyanlar tarafından Müslümanlara yapıldı. NORMAN STONE

PAPA’NIN ÜLKESİ ARJANTİN’DE TEK BİR YERLİ YOK; ÇÜNKÜ…

HİCAZ’I GÜZELLEŞTİREN OSMANLI VEFASI Her şey kucağında bebeğiyle genç bir kadının bu ıssız vadiye bırakılmasıyla başladı! Kurak topraktan emsalsiz bir suyun fışkırmasıyla bir anda etraf şenlendi, toprak bereketlendi. Cürhümlerden Amalikalara çölün önemli durağıydı artık Mekke. Yıllar sonra Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail ile birlikte kimselerin bilmediği çok eski bir binanın temelini kumların arasından çıkardığında bir anda yeryüzünün en büyük cazibe merkezlerinden biri haline gelecekti. Çünkü bu ıssız vadide dünyanın en eski yapısının temelleri saklıydı. TALHA UĞURLUEL

HİCAZ’I GÜZELLEŞTİREN OSMANLI VEFASI

TUNA’NIN DERİNLİKLERİNDE KAYBOLAN BİR TÜRK ADASI: ADAKALE Suriye topraklarında kalmış olan Süleyman Şah türbesi ile orayı koruyan küçük Türk askerî birliğinin bulundukları yerden ayrıldıkları ve Türkiye sınırında yeni bir türbe inşa edilerek oraya yerleştirildikleri haberi yayınlandı bir süre evvel. 1. Dünya Savaşı’nın ardından Suriye’yi kaybettiğimizde özel bir anlaşma ile Süleyman Şah türbesinin bulunduğu yer Türk toprağı olarak kalacak ve burada Türk bayrağı dalgalanacaktı. Süleyman Şah’ın kabri olarak kabul edilen türbe ve yanındaki muhafız kuvvetinin barındığı tesisler daha evvel bir defa daha yer değiştirmişti. SEMAVİ EYİCE

TUNA’NIN DERİNLİKLERİNDE KAYBOLAN BİR TÜRK ADASI: ADAKALE

151. YILINDA BÜYÜK ÇERKES SÜRGÜNÜ / ÇERKESLER NEDEN BALIK YEMEZ? Kuzey Kafkasya ilk bakışta keşfedilemeyecek kadar karışık bir etnik ve sosyokültürel yapıya sahiptir. Burayı tarih boyunca medeniyetlerin uğrak yeri olmuş ve pek çok kavmin kültürel mirasını siyasal nüfuz alanına dönüştürerek günümüze taşıyan, birbirinden farklı dilleri konuşan 40’tan fazla halkın bir arada yaşadığı, dünyanın en karmaşık bölgelerinden biri sayabiliriz. CAHİT ASLAN

151. YILINDA BÜYÜK ÇERKES SÜRGÜNÜ / ÇERKESLER NEDEN BALIK YEMEZ?

İSTANBUL’U ALAMADI AMA TÜRK DENİZCİLİĞİNE İLK ÇAPAYI O ATTI Hırçın dalgaların kan kardeşi, Bizans’ın denizden gelen korkulu rüyası… İzmir ve çevresi ile Ege kıyılarındaki adalarda egemenlik tesis ederek bölgeye hâkim olan ilk Türk deniz savaşçısı Çaka Bey hakkında ne yazık ki fazla bilgi yok. Varlığından, Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos’un kızı Anna Komnena’nın eseri Alexiad’a kaydettiği bilgiler sayesinde haberdar olabiliyoruz. Kendisinden bahseden başka bir kaynak olan Danişmendname’ye göre Çaka Bey Oğuzların Çavuldur boyuna mensup bir Türk beyidir. MUHARREM KESİK

İSTANBUL’U ALAMADI AMA TÜRK DENİZCİLİĞİNE İLK ÇAPAYI O ATTI

EVREN ISSIZ KALDI MI? Kenan Paşa öldü mü/Issız evren kaldı mı? İtiraz etmek hakkınız! Çünkü Alp Er Tonga sagusundan/ağıtından bu parça Divanü Lügati’t-Türk’de “Alp Er Tonga öldü mü/Issız ajun kaldı mı?” şeklindedir. Türkçenin ilk sözlüğü sayılan Divanü Lügati’t-Türk’de (DLT) “evren” kelimesi var, fakat farklı mânada: “Ewren: Demirci ocağı gibi yapılan ve içinde ekmek pişirilen yer” (Ercilasun-Akkoyunlu neşri, 2014). 11. yüzyılda kaleme alınan DLT’ün “dünya, âlem” anlamındaki kelimesi “ajun”. 20. yüzyılda “ajun”u da “acun” olarak sözlüklerimize aldık. D. MEHMET DOĞAN

EVREN ISSIZ KALDI MI?

OSMANLI’NIN ALMANLARLA SAVAŞTIĞI TEK CEPHE Birinci Dünya Savaşı’nda müttefikimiz Almanya ile birbirimize silah doğrulttuk. Şaşırdınız değil mi? Peki sebebinin petrol olduğunu söylesek… Eminiz buna hiç şaşırmadınız. Peki çıkarları müşterek bu iki müttefiki karşı karşıya getiren süreç nasıl işledi? İşte dostluk da bir yere kadar dedirten petrol savaşına uzanan süreç ve beraberinde getirdikleri. 20. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa’daki Birleşik Krallık ile Alman İmparatorluğu arasındaki çekişme hızlanmıştı. İngiltere, deniz aşırı bir sömürge imparatorluğu olarak dünya hâkimiyetini sürdürmek için siyasî ve ... EMİR ÖNGÜNER

OSMANLI’NIN ALMANLARLA SAVAŞTIĞI TEK CEPHE

OSMANLI’NIN BUZ DEVRİ İSYAN İKLİMİ Osmanlı’nın bir ‘buz devri’nden geçtiğini biliyor muydunuz? İklim bilimcilerin ‘küçük buz devri’ dedikleri bu sarsıcı dönemde yaşananlar siyasi ve sosyal etkileri bakımından ayrıca ele alınmayı hak edecek ilginçlikte. 900’lü yıllara kadar dalgalanarak bir artıp bir azalan sıcaklıklar, 1200’lerin sonu, 1300’lerin başından itibaren dondurucu soğuklara bırakır yerini. Aniden başlayan bu soğuklar yüzünden deniz yolculukları ve ticaret sekteye uğrar, dünyayı kasıp kavuran ölümler yaşanır. HAVVA ÖNALAN

OSMANLI’NIN BUZ DEVRİ İSYAN İKLİMİ

AKDENİZ’İN EJDERHASI TURGUT REİS Raviyan-ı ahbar ve nâkilan-ı âsâr ve muhaddisin-i ruzigâr şöyle rivayet ve böyle hikâyet ederler kim, eski zamanda Turgut isimli bir çocuk yaşarmış. Menteşe (Muğla) sancağına bağlı, bugün Turgutreis diye bilinen Saravuloz köyünde dünyaya gelmiş. 12 yaşına erdiğinde ok ve mızrak atmada, kılıç kullanmada dillere destan olmuş. Söylentiler bazı Osmanlı komutanlarının da kulağına erişip, “12’sinde bir sabi kılıçta, okta, mızrakta bunca mahir olabilir mi?” diye hayrete düşmüşler. Bunlardan biri Turgut’u ok talimi yaparken bulmuş. YAVUZ BAHADIROĞLU

AKDENİZ’İN EJDERHASI TURGUT REİS

GÖKLERİN UÇARI ÇAYLAĞI Yaz aylarında sırrını faş ederken güneş, nazlı, bir o kadar da haşarı rakipleri belirir gökyüzünde. Uçsuz bucaksız maviliğin üzerindeki bu titrek noktacıklar, arza raptolunmuş biz sözüm ona özgür fanileri nasıl da kıskandırır. Onu sadece çocukluk hayallerini süsleyen bir oyuncak sanıyorsanız aldanıyorsunuz; uçurtma savaşlarda bilfiil vazife almıştır aynı zamanda. Uçurtmalar ilk olarak MÖ 1200’lerde Çinliler tarafından düşmanı korkutma ve gövde gösterisi maharetiyle iş görmüş. Bazen savaşın başlangıcına işaret, yeri geldiğinde de barışa davet rolünü üstlenmiş. ŞEYMA AYDIN

GÖKLERİN UÇARI ÇAYLAĞI

DERİN TARİH TWİTTER'DA